1.000.000 “İyi” İnternet Kullanıcısı Aranıyor!

Son günlerde İstanbul, Ankara ve İzmir’de billboardlarda sıkça görmeye başladığımız bir slogan var: “1.000.000 “iyi” internet kullanıcısı aranıyor!”

Altına da şöyle bir not düşülmüş: “Adayların ekranlarından 1 satır verecek kadar “iyi” olmaları yeterlidir.”

Aslında bu son derece yenilikçi bir sosyal projeleri destekleme yöntemi. www.ekledestekle.com adresinden bilgisayarınıza bir program indiriyorsunuz. Bu program araç çubuğunuza bir “satır” gibi yerleşiyor. Bu satırda görüntülenecek reklamlardan yaratılan kaynakla, projede yer alan sivil toplum kuruluşlarına destek veriyorsunuz. Böylece hem cebinizden 5 kuruş harcamadan sosyal projelere destek vermiş, hem de internette geçen zamanınızı “iyi” şeylere harcamış oluyorsunuz.

Kullanıcı sayısı ne kadar artar ve mecra reklamverenler için ne kadar cazip hale gelirse, o kadar çok sivil toplum kuruluşu ve sosyal projenin desteklenmesi mümkün olacak. Dolayısıyla her şey aslında sizlerin, yani internet kullanıcılarının elinde.

Projeye katılmak çok kolay. www.ekledestekle.com adresine girip, “İndir, Ekle” butonuna basıyor ve basit bir programı indirip, kullanıcı kaydınızı oluşturuyorsunuz. Kaydınızı oluştururken de hangi projeyi / projeleri desteklemek istediğinizi seçiyorsunuz.

Tüm vereceğiniz 3-5 dakika vaktiniz ve sonrasında da ekranınızda sizi rahatsız etmeyecek kadar küçük bir alan

Bakalım Türkiye de kaç tane “iyi” internet kullanıcısı var



Bir bumads advertorial içeriğidir.1.000.000

Genel kategorisine gönderildi | , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Aşırı terlemeye kesin çözümler!

Aşırı terleme yüzünden günlük hayatın belki de en alışılageldik sosyal davranışları olan yüzyüze bakarak konuşma ve el sıkışma büyük bir işkence haline gelir.
Koltukaltı, yüz, eller ve ayaklarda kendini gösteren aşırı terleme birçok psikolojik sorunu da beraberinde getirmektedir. Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi’nden Göğüs Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Erkan Yıldırım, kişilik gelişimini engellediğini söylediği aşırı terleme için mutlaka tıbbi yardımın alınması gerektiğini söyledi.
“Hayat Kalitesini düşürür”
“Kişinin, genel anlamda hayat kalitesi düşmektedir” diyen Op. Dr. Erkan Yıldırım, “Günlük hayatın belki de en alışılageldik sosyal davranışları olan yüzyüze bakarak konuşma ve el sıkışma büyük bir işkence haline gelir. Kat kat giyinmenin mümkün olmadığı bahar ve yaz aylarında koltukaltlarında oluşan ter izleri insanlara yaklaşmayı engeller. Kişi, rahat hareket edemez hale gelir. Kolunu kaldıramaz, içinden geldiği gibi sevdiği birine sarılamaz. Ev ziyaretlerinde ise ayakkabıların çıkarılması gerekliliği önemli bir rahatsızlık oluşturur. Terleyen ayaklar, yere basıldığında veya alta alınıp rahatça koltukta oturulduğunda ter izi bırakır. Kişi, büyük bir özenle ne elini ne ayağını kimseye değdirmemeye çalışır” dedi.
“Sınav Başarısını Etkiler”
“Bir diğer örnek ise, sınavlarda temas edilen kağıdın ter yüzünden ıslanmasıdır” diyerek konuya başka farklı bir şekilde de açıklık getiren Op.Dr.Erkan Yıldırım, “Sorular okunamaz veya kağıt yazılamaz hale gelebilir. Bu durumda, başarının doğal olarak düşmesi beklenir. Vermiş olduğum örnek olayların sonucunda, sosyal fobi içinde değerlendirebileceğim, sosyal ortamlardan uzaklaşma ve şiddetle kaçınma davranışı oluşur. Kişi, adeta bulaşıcı bir hastalık taşıyormuşçasına kendini karantinaya alır. İnsan içine çıkmaz istemez. Arkadaşlıklarına mesafe girer. Sevgili edinemez. Çünkü çok terlemektedir ve bu durum son derece rahatsız edicidir. Öz güven kaybı oluşur. Kişi, giderek daha da kötü hissetmeye başlar. Depresyon kaçınılmaz hale gelir” diye konuştu.
“Ergenlik döneminde çok tehlikelidir”
Aşırı terlemenin psikolojik açıdan en tehlikeli hale getiren hastalığın ergenlik döneminde alevlenmesi olduğuna dikkat çeken Dr.Yıldırım, hormon fonksiyonlarının yükselen işlevselliği ile varolan terleme sorunu büyük bir artış gösterdiğini ifade etti. Dr.Yıldırım, sözlerine şöyle devam etti: “Sosyal ve özel ilişkilerin merkez oluşturduğu bu dönemde, aşırı terleme, gençlerde yoğun bir kısıtlanmaya neden olur. Utanma başgösterir. Buna bağlı olarak, kaçınma davranışı ortaya çıkar. Ergen, ne sınıfta rahat konuşabilmektedir. Ne arkadaşlarıyla düşünmeden oyun oynayabilmektedir. Ne de sevgili edinebilmektedir.
Halbuki ergenlik; tam da eğitim, spor, müzik, eğlence, arkadaşlıklar, aşklar gibi çok zengin bir yelpaze üzerinde konumlanmaktadır. Hayatın hiçbir döneminde olmadığı kadar; kişinin hayatı merak ettiği, deneyimlediği ve kendini geliştirdiği bir zaman dilimidir. Bu soyutlanma sonucunda derin bir öz güven kaybı ve buna bağlı olarak kişilik temelinde yoğun hassasiyet ve kırılganlık kaçınılmaz olacaktır.”
“Terlemek beden sağlığı açısından gerekliliktir”
Terlemenin beden sağlığı açısından bir gereklilik olduğunu belirten Op.Dr.Erkan Yıldırım, “Fakat, sosyal açıdan her zaman savaşılması gereken ve izlerinin gözükmesine izin verilmeyen bir vücut işlevidir. İnsanı utandırır. Saklama ihtiyacı oluşturur. Diğer insanlardan uzaklaştırır. Aşırı terleme her insanı psikolojik açıdan olumsuz etkiler. Hayat kalitesini ruhsal ve bedensel sağlığın oluşturduğunu kabul edecek olursak, kişilik gelişimini engellemesi beklenen bu rahatsızlık için derhal tıbbi yardımın alınması gerekmektedir”.
Aşırı terlemeyle ilgili merak edilen sorular
Aşırı terlemenin kendi kendine iyileşme şansı nedir?Hiperhidroz tanısı almış kişilerde, hiperhidrozun kendi kendine iyileşmesi söz konusu değildir. Ancak eğer hiperhidroz başka bir hastalığa bağlı olarak ortaya çıkıyorsa (ikincil hiperhidroz ), söz konusu hastalığın iyileşmesi ya da tedavisi ile geçebilmektedir.
Ameliyatın etkisi ne zaman başlar?Ameliyatın etkisi ameliyat sırasında, sinirin kesilmesi veya sinire klips takılması ile hemen başlar(ilk 10 dk içerisinde). Ameliyat sırasında ellerin kuruduğu farkedilir ve aynı zamanda sempatik baskının kalkması sonucunda ellerdeki damarlar genişlediği için oksijenlenmeleri artar ve ısınırlar. Hasta ameliyattan aşırı terleme sorununundun kurtulmuş olarak uyanır.
Ameliyat yapıldıktan bir süre sonra terlemenin tekrar başlaması olası mı?Ameliyattan 2-3 hafta sonrasında, geçici olan terleme boşalmaları olabilir. Kalıcı değildir. Genel başarı oranı yüzde 93-98 arasında (ameliyattan sonraki 5 yıl için) değişik bilimsel raporlarda bildirilmiştir.
Tedavi Seçenekleri Nelerdir?
Cerrahi dışı tedavi seçenekleri:
Botoks endash sık tekrar gerekmektedir (4-6 ayda bir)Liposuction (koltuk altı terlemesi için) – koltuk altı yağ dokusunun çıkarılması işlemi.
İontoforez; (düşük voltaj elektrik uygulaması endash özellikle el terlemesi için) Bazı hastalar her hafta, bazıları da en geç ayda bir defa uygulamaya ihtiyaç duymaktadırlar. Yan etki olarak bazan avuç içlerinde soyulma, işlem sırasında batma-şok hissi bazen çok rahatsız edici olmaktadır. Etkisi çoğu zaman geçici olmaktadır.
Kremler, Losyonlar; Aluminyum klor ajanlar – Etkileri geçici ve klinikte başarılı oldukları pek söylenemez.
Ağızdan alınan ajanlar (depresyon ilaçları, vb) – Bu ilaçlar bazen kendileri de aşırı terlemeye neden olabilmektedir. Hiperhidroz tedavisinde başarılı oldukları söylenmez.
Diğer ilaçlar endash kalp ilaçları (Propranolol) ve kolinerjiklerin etkisi düşük ve genellikle kısadır ve çoğu hasta bu ilaçları uzun süre kullanmamaktadır.
Cerrahi Tedavi Seçenekleri
Kapalı cerrahi (Endoskopik Torakal Sempatektomi (klipsli ETS)) endash En sık kullanılan yöntemdir. Açık cerrahi endash Standart cerrahi işlem olduğu için hastane yatış süresi uzundur ve ameliyata ait (ağrı, vb) sorunlar daha sık görülmektedir. ETS yapılamayan (akciğerlerinde aşırı yapışıklığı olanlarda) tercih edilir ve başarı oranı ETS ile aynıdır.
Kaynak:Ekolay.net

Genel kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Cinsel hayatınız kötüye mi gidiyor

Cinsel hayatınız gittikçe kötü mü gidiyor? işte size neler yapmanız gerekenleri açıklıyoruz.

CiSED Genel Sekreteri Psk. Gülüm Bacanak cinsel yaşantınızda sıkıntı yaşayanlara önerilerde bulundu
Sevişme sırasında çıkardıkları seslerin duyulacağı endişesiyle kendilerini kontrol etmek zorunda kalıyorlar ve cinsellikten keyif alamıyorlar” diye konuştu.
Psk. Gülüm Bacanak, Ülkemiz’de evlerin çoğunun çiftlerin sağlıklı bir cinsellik yaşamaları için uygun olmadığına dikkati çekti.
Bacanak, yeni bina yapımının ve tadilatların arttığı şu günlerde hem evinde tadilat yaptıracaklara hem de Türkiye Müteahhitler Birliği’nin ve inşaat sektörü çalışanlarının dikkatini odaların ses yalıtımına, ebeveyn banyosunu ve ev ergonomisine çekmek istediklerini kaydetti.Özellikle evde diğer aile büyükleriyle birlikte yaşayan evli çiftler ve çocuklu çiftlerin odalardaki yalıtımın yetersiz olması sebebiyle cinsel yaşamlarında sıkıntı yaşyabildiğini anlatan Psk. Bacanak, “Sevişme sırasında çıkardıkları sesler duyulacak endişesiyle kendilerini konturol etmek zorunda kalıyorlar ve cinsellikten zevk alamıyorlar.
Hatta bu durum zamanla çiftler arasında tartışma ve cinsel sorunlara yol açabiliyor. Bu nedenle Türkiye Müteahhitler Birli?i’nin yeni evlerde ses yalıtımına ve ebeveyn banyosu yapımına özen göstermesi, ülkemizin cinsel sağlığı ve toplumsal huzuru için çok önemli bir meseledir. Ayrıca yasa koyucuların ve diğer yasal mercilerinde İsköe2n Kanunlarında ses yalıtımını ve ebeveyn banyosu yapımını zorunlu kılması gerekir” diye konuştu.
Her yıl yaz aylarında çok sayıda ailenin evlerinde tadilat yaptığını ve inşaat sektörünün canlandığını belirten CİSED Genel Sekreteri Psk. Gülüm Bacanak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Evlerde yapılan fiziki değişikliklerde cinsel yaşamın da dikkate alınması gerekiyor. Ergonomi dediğimiz kavram bizim ülkemizde çok fazla bilinmiyor. Ergonomiyi kısaca fiziksel çevrenin insanla uyumunun sağlanması olarak tanımlayabiliriz. Kişinin fiziksel ve ruhsal sağlığı ve mutluluğu için ergonominin önemi büyüktür.
Evin tasarımı kişilerin ihtiyaçlarına uyun olduğunda hem hayatları daha kolaylaşır hem de aile ve iş hayatındaki verimlilikleri artar. Ev ergonomisi cinsel mutluluğa da katkı sağlar. Cinsel ilişki sırasında kişiler özgür olmalı ve diledikleri gibi kendilerini ifade edebilmelidir, ancak odaların yalıtımı yetersiz olduğunda anne-babaların çıkardığı sesler çocuklar tarafından duyulabilir.
Özellikle küçük yaştaki çocuklar bu sesleri yanlış anlamlandırabilir ve babalarının annelerine kötü bir şey yaptığını düşünerek, babaya karşı öfke duyabilirler. Yine küçük yaşta bu tür sesleri duymak çocukta cinselliğe ilişkin vaktinden önce bir merak ve ilgi gelişmesine neden olabilir.
Mahremiyet insanın özelidir, bir ihtiyaçtır ve bir özgürlüktür. Ebeveynler mahremiyet anlayışını ve utanma duygusunu, küçük yaşlardan itibaren çocuklarına kazandırmalıdır. Çünkü mahremiyet duygusu geliştiren çocukların istismar riski azalırken, sağlıklı cinsel kimlik gelişimleri de hızlanır. Mahremiyet duygusu çocuğu istismarlara karşı koruyan birsigortadır.”
Evlerde anne-babaya ait bir ebeveyn banyosunun bulunmasının da önemine dikkat çeken belirten CİSED Genel Başkanı Dr. Cem Keçe ise, “Bizim toplumumuzda inançlarımız gereği cinsel ilişkiden sonra banyo yapılır, ancak ebeveyn banyosu olmadığında çiftler sıkıntı yaşayabiliyorlar ve eğer ev kalabalıksa banyo yapmamak için cinsel ilişkiye girmekten bile kaçınabiliyorlar.
Özellikle anne-babalarıyla birlikte oturan yeni evli çiftlerde bu duruma sık rastlanıyor. Yeni gelin kayınvalide ve kayınpederden utandığı için eşiyle birlikte olmak istemiyor ve zamanla bu cinsel isteksizliğe dönüşebiliyor. Cinsel isteksizlikle bize başvuran genç çiftlerin çoğunda sorun bundan kaynaklanabiliyor” şeklinde konuştu. 

Genel kategorisine gönderildi | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

BALIK HAMBURGERİ NASIL YAPILIR?

Balık Hamburgeri – Malzemeler2 kutu ton balığı konservesi
yarım bardak mısır
3 adet patates
3 adet taze soğan
2 diş sarmsak
1 adet yumurta
1 bardak galeta unu
karabiber
tuz
Balık Hamburgeri HazırlanışıHaşladığınız patatesleri ezip tuz ve karabiberini ilave edin. Ton balığını, mısırı, kıyılmış maydanozu ve kıyılmış soğanı ekleyin. Sarısağı direk içine rendeleyin ve hepsini iyice karşıtırın. Bu karışımdan iri hamburger köftesi yapın. Önce yumurtaya sonra galeta ununa bulayarak yağsız tavada kızartın..

Genel kategorisine gönderildi | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Hamilelikte sağlıklı beslenme listesi

Gebeliğinizi küçük bir çocuk gibi geçirmeyi bırakıp, biraz daha sağlıklı beslenmeye ne dersiniz?

Evet, artık siz iki kişisiniz ama bu sizin her şeyden bol bol yiyebileceğinizin bir göstergesi olmamalı. Tükettiğiniz ürünlerin besin değerlerini bilerek yerseniz, bu süreci daha keyifli geçirmenin yanında sağlıklı bir hamilelik de yaşamış olursunuz.

Annenin kendi günlük yaşantısını sürdürmek için gerekli besin ve enerji öğelerine ek olarak alacağı protein, enerji, vitamin ve mineraller anne ve doğacak bebeğin sağlıklı olması açısından gereklidir. Normal bir hamilelik süresince annenin ortalama yaklaşık 8-12 kg alması beklenir. Bu artışı sağlayabilmek için annenin ek olarak günlük 20 gr. protein, 15-20 mg. demir, 500 mg. kalsiyum ve ortalama 300 kalorilik enerji alması gerek.


Hamilelik döneminizde çeşitli yiyecek gruplarından faydalanabilirsiniz. Yiyeceklerin vücudumuzda çeşitli görevleri var. Görevi aynı olan yiyeceklerden “besin grupları” oluşur. Gruptakilerden biri yerine diğerini yiyerek de doğru beslenebilirsiniz.

Et, yumurta, kurubaklagil grubu: Beyin, kas, kemik ve dişlerin gelişimi ve kan yapımında görevlidir. Protein ve demir kaynağıdır.

Süt ve süt ürünleri: Kemik, diş gelişimi ve büyüme ile görevlidirler. Protein ve kalsiyum kaynağıdır.

Sebze ve meyveler: Büyüme ve gelişme için vitamin ve mineral kaynağı.

Tahıllar: Enerji ve B grubu vitaminleri içerdiklerinden büyüme ve gelişmeye yardımcı olurlar.

Yağlar ve şekerler: Sadece enerji içerirler. Sağlıklı ve dengeli beslenmede ölçülü tüketmeniz gereken bu besin grubunu hamileliğiniz boyunca da aynı özende tüketmelisiniz. Enerji kaynağı bu besin grubunun kontrol dışı veya ihtiyaç fazlası tüketimi, yaşamın her evresinde olduğu gibi hamilelik döneminde de aşırı kilo nedeni olabilmektedir.

Doğru olan, hamileliğin annenin yaşı ve boyuna göre ideal kilodaylen başlamasıdır.

Anne adayı normale göre kilo fazlası olduğu bir dönemde hamile kalırsa, (hamilelik süresince kilo alacağı da göz önüne alınırsa) hamileliğin gerek anne gerekse bebek açısından sorunlu olması kaçınılmaz olur. Bu nedenle hayatın her evresinde ideal kilonuzu korumalısınız. Planlı bir hamilelik için ise önce ideal kilonuza inmeli, sonra hamile kalmalısınız.

Fazla kilolarınızla başladığınız hamilelik sürecinizin ilk aylarında kilonuzu korumaya çalışmalı, ilk üç ay enerji eklemesi yapmamalı, dördüncü aydan itibaren yüksek enerjili yiyeceklerden kaçınmalı, hamilelik için gerekli besin öğelerini alarak gereksinmelerinizi karşılamalısınız.

Ergenlik çağındaki anne adaylarından ya da hareketli hamilelerde ideal kilo alımının sağlanması, artan gereksinimin karşılanması önemlidir. Hamilelik döneminde kilo artışı önemlidir. İlk üç ay 0,5-1 kg, sonraki aylarda ise ortalama 1-1,5 kg. almalısınız.

Çok zayıf, yetersiz ve dengesiz beslenen hamilelerde; düşük ağırlıklı doğum, erken doğum, ölü doğum, zihinsel ve bedensel özürlü doğum riski yüksektir. Annede kansızlık, kemik erimesi ve diş çürümeleri, hipotansiyon, vücutta su tutulması (Şm), halsizlik görülür. Kilolu hamilelerde hipertansiyon, şeker hastalığı, zor doğumda olası durumlar arasındadır.

Örnek Liste

Sabah
1 bardak süt
1 yumurta
1 dilim peynir
1 dilim tahıllı ekmek
1 domates, 1 salatalık, maydanoz, yeşilbiber, dereotu, nane
4-5 zeytin

Ara
1 meyve+ 1 bardak ayran + 1 dilim tahıllı ekmek

Öğle
1 porsiyon et/balık/tavuk/hindi
1 porsiyon zeytinyağlı sebze/1 kase çorba
1 bardak ayran
1 porsiyon salata
1 dilim tahıllı ekmek

Ara
1 dilim tahıllı ekmek + 1 dilim peynir + domates, salatalık + 1 meyve

Akşam
1 porsiyon etli kuru baklagil
1 porsiyon bulgur pilavı veya tahıllı makarna
1 porsiyon salata veya 1 kase yoğurt
1 dilim tahıllı ekmek

Ara
1 bardak süt + 1 meyve

Hamilelikte yararlı besinler

Süt, yoğurt, peynir: Kalsiyum, protein
Yeşil yapraklı sebzeler: C vitamini, lif, folik asit
Yağsız kırmızı et: Protein, demir
Tavuk: Protein, demir
Balık: Protein, fosfor
Tahıllı ekmek: Protein, lif, folik asit

Hamilelikte zararlı besinler

Tatlı ve şekerlemeler
Şekerli marmelatlar
Alkollü içecekler
Gazlı ve şekerli içecekler (Kola, gazoz vb.)
Tuz
Kızartmalar, yağlı ve baharatlı sucuk, salam, sosis gibi gıdalar
Aşırı kahve veya çay
Sigara

Hamilelik döneminizde 1 günde tüketmeniz gereken besinler ve ölçüleri

Süt ve süt ürünleri

Miktarı: 2 su bardağı süt veya yoğurt
1 porsiyon peynir (2 dilim) veya 2 yemek kaşığı çökelek

Et, yumurta ve kuru baklagiller

Miktarı: 1 yumurta
1 porsiyon et, balık, tavuk, hindi (100 gr.)
1 porsiyon kuru baklagil (120 gr.)

Taze sebze ve meyveler

Miktarı: 2 porsiyon pişmiş taze sebze
3 porsiyon çiğ taze sebze
2-3 adet orta boy meyve

Tahıllar

Miktarı: 4-6 ince dilim tahıllı ekmek
1 porsiyon bulgur pilavı veya tahıllı makarna
1 porsiyon çorba

Yağlar

Miktarı: 1-2 yemek kaşığı zeytinyağı

Şekerler

Miktarı: 1-2 çay kaşığı bal veya pekmez (çok arzu edilirse!)


Kaynak:iVillage.mynet.com
Resim:Leyditurk.com

Hamilelikte sağlıklı beslenme listesi

Genel kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

GÜNÜN TARİFİ:PATLICAN SALATASI TARİFİ

Patlıcan Salatası  Malzemeler1200 gram patlıcan
1,75 kahve fincanı zeytinyağı
1/2 kahve fincanı sirke
1 adet limon
Tuz

ÜSTÜNÜN GARNİTÜRÜ2 orta boy domates
1 baş soğan
6 adet yeşil biber
20 adet zeytin

Kalınlarından 1200 gram patlıcan, kuvvetli bir ateşin üzerinde, arada bir çevirmek suretiyle her tarafı iyice pişirilir. Pişmiş patlıcanların kabukları bir bıçakla ve yukarıdan aşağıya doğru sıyırırcasına soyulur. İçerisinde soyulmuş her patlıcan için üç çeyrek kahve fincanı zeytinyağı olan kaseye patlıcanlar konulur ve her bir patlıcan konduktan sonra bunların da üstlerine bir miktar limon sıkılmak suretiyle bütün patlıcanlar bu şekilde pişirilir ve kabukları temizlenir.
(Patlıcanların kabukları hemen hemen yanmış bir hale gelinceye kadar pişirilmeli ve imkan varsa alevli ateşler tercih edilmelidir.)
Patlıcanların ayıklanması sona erince; bunlara yarım kahve fincanı sirke, 2 tatlı kaşığı tuz ile kalan bütün limon katılarak, çatalla dövercesine karıştırılmak suretiyle yağ patlıcanlara yedirilir. Sonra da bu salata büyükçe bir tabağa yayılır. Tabağın etrafına birer parmak ara ile, çekirdekleri çıkarılmış ve küçük doğranmış domates ve yeşil biberle küçük küçük kesilmiş soğan ve ortalarından ikiye bölünerek çekirdekleri çıkarılmış zeytinlerden oluşan dört kordon meydana getirilerek salatanın süslenir ve servis yapılır.

Genel kategorisine gönderildi | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

GÜNÜN BÖREĞİ:KABAKLI BÖREK TARİFİ

Kabaklı Börek Malzemeleri :
adet orta boy kabak3 adet yufka3 adet yumurtasu bardağı süt1 Türk kahvesi fincanı sıvı yağ100 gr beyaz peynirDereotuYeterince tuzÇörekotuSusamBöreğin Tarifi :
Kabaklar rendelenir.
Ezilen beyaz peynirin için rendelenmiş kabaklar ve ince kıyılmış dereotu, tuz ilave edilerek iç hazırlanır.Yumurta, süt ve yağ çırpılır.
Bir yufka kenarları dışarı sarkacak şekilde tepsiye serilir. İkinci yufkanın yarısı da üzerine serilir.
Hazırlanan sütlü karışımla iyice ıslatılır. Hazırlanan için yarısı konulur ve üzerine kalan yarım yufka serilip sosile ıslatılır.

Geri kalan iç boşaltılır. Üzeri üçüncü yufka ile kapatılır.İlk serilen yufkanın kenarları içeriye doğru kıvrılır. Kalan sütlü karışım üzerine sürülür.Çörek otu ve susamla süslenir.45 dakika serin yerde dinlendirildikten sonraönceden 175 dereceye ısıtılmış fırında üzeri kızarana kadar pişirilir.

Genel kategorisine gönderildi | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Trend olan diyetler hakkındaki gerçekler

Siz de bahar mevsimi geldiğinde diyete başlayıp, kışın aldığınız kilolardan acilen kurtulmak isteyenlerden misiniz?
Arkadaşınızdan duyduğunuz veya bir magazin dergisinde gördüğünüz “bir haftada 3 kilo verin” diyetine başlıyor, ilk hafta kilo verdikten sonra ikinci hafta bir türlü kilo veremiyor musunuz?
Kısa sürelerde uygulanan ve ‘mucize’ diye adlandırılan diyetlerin vücuda ciddi zararlar verdiğini belirten Amerikan Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzman Diyetisyen Tuğçe Aytulu, kilo verirken hedeflerin gerçekçi olması gerektiğini belirtiyor.
‘Sağlıklı kiloda olmanın faydaları kesinlikle tartışılmaz. Ancak sağlıklı kiloya ulaşmak için uygulanan yöntemler de sağlığın korunmasında çok önemli’ diyen Aytulu, mucize diyetlerin sakıncaları hakkında şunları söylüyor.
‘Uygulanan yöntemler de fazla kilo kadar başka tehlikeli sonuçlar ortaya çıkarabilir. Bir çok moda diyet kısa sürede hızlı kilo kaybı sağlama vaadiyle ortaya atılıyor. Ancak bu diyetlerin ortak noktaları bilimsel bir dayanaklarının olmayışı ve kilo kaybı sağlarken bu zayıflamanın büyük bir kısmının vücüdun kas dokusundan ve su kütlesinden olması. Oysa ki bu kas kütlesinin korunmasının sağlık açısından büyük önemi var. Ayrıca kilo kontrolünde de rolü var. Vücutta kas kütlesinin iyi olması metabolik hızın daha iyi olmasını sağlar. Bir başka deyişle kas kütlesi iyi olan kişilerin (kilo vermeye engel herhangi bir sağlık problemleri yoksa) kilo vermeleri daha iyi olur. Bu sebeple sağlıklı zayıflama diyetlerinde verilen kilonun çoğunun yağ kütlesinden olması istenir. Ancak çok düşük kalorili, tek tip beslenmeye dayalı şok diyetlerle veya mucize diyetlerle yağ kaybından çok kas kaybı olduğu bilinmektedir. Bu durumda sağlıklı kilo verme ve moda diyetleri aynı cümle içinde kullanmak pek mümkün değildir.’
Sağlıklı zayıflamanın kişisel özelliklere uygun olması gerektiğini belirten Aytulu, bu doğrultuda planlanan diyetlerin sağlıklı kilo vermeye yardımcı olacağını hatırlatıyor.
MODA DİYETLER HAKKINDAKİ GERÇEKLER

‘Lahana çorbası diyeti: Bol miktarda lahananın çorba haline getirilip gün boyu tüketilmesi esasına dayanır veya lahana suyu kullanılır. Aslında çok posalı bir sebze olan lahana bol miktarda tüketildiğinde kısa süreliğine tokluk hissini arttırır. Ayrıca barsak çalışmasını da arttırabildiği için kilo vermiş hissi yaratır. Oysa ki bu sadece su kaybına ve tek tip beslenmeye yol açan moda diyetlerden biridir.
Beverly Hills Diyeti: Aslında 80′li yıllardan beri zaman zaman popüler olan sağlıksız tek tip diyetlerden biridir. On gün boyunca sınırsızca sadece meyve yeme esasına dayanır. Bazı kan değerlerinin bozulmasına, özellikle kan yağlarının yükselmesine sebep olabilir. Diyabetik kişilerde kan şekerinin yükselmesine yol açabilir.
Yüksek protein diyeti: Et ürünlerinin sınırsızca tüketilip ekmek, meyve, tahıllar gibi karbonhidrat kaynaklarının yenmemesi esasına dayanır. Karbonhidratların kesilmesi kısa sürede hızlı kilo kaybı sağlayabilir ancak kısa sürede verilen kiloların yağ kaybı olmayacağı unutulmamalıdır. Ayrıca et ürünlerinin aşırı tüketilmesi sonucu kan kolesterol düzeyleri yükselir. Tahılların kesilmesine bağlı olarak da bazı vitaminlerde eksiklik olabilir.
Meyve suyuyla detoks diyeti: Tüm yiyeceklerin kesilerek birkaç gün süreyle taze meyve suları tüketerek barsakların zararlı mikroorganizmalardan arınacağı düşünülür. Detoks sağlıklı bir vücudun kendi kendine yapabildiği bir mekanizmadır. Sağlıklı beslenmenin tüm ilkeleri zaten bunun için yardımcıdır. Oysa aç kalmak vücutta bazı zararlı atıkların oluşmasını da tetikleyebilir. Ayrıca meyve sularının fazla tüketilmesi trigliseritlerin yükselmesine sebep olabilir.’
Kaynak:İnternethaber.com

Genel kategorisine gönderildi | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

GÜNÜN PASTASI:ANTEP FISTIKLI PASTA

Malzemeler:

3 adet yumurta2 çay fincanı toz şeker3 çay fincanı un1 çay kaşığı vanilyaİç kreması İçin;1 paket toz krem şanti1 su bardağı süt1 çay bardağı fındık (kavrulmuş)1 çay bardağı Antep fıstığı1 çay bardağı damla çikolata1 çay bardağı meyve şekerlemesi
Yapılışı:İyice çırptığınız yumurta ve tozşekere, içine vanilyası karıştırılmış unu ekleyip, kek hamurunu hazırlayın.Hamuru 20 ve 30 cm çapında yağlanmış iki kalıba paylaştırıp, 170 derecede pişirin.Büyük keki henüz sıcakken derin, yuvarlak bir kaseye döşeyin.Krem şantiyi ve sütü çırpın.Katılaşınca fındık, fıstık, damla çikolata ve meyve şekerini karıştırıp, kekin üstüne doldurun.
Küçük keki üzerine kapatıp, buzdolabında 1 gece bekletin.Toz şeker, nişasta, kakao, neskafe ve suyu karıştırarak, muhallebi kıvamında pişirin.Ilınıncaya dek mikserle çırpın.Buzdolabında bekleyen keki servis tabağına çevirin.Üzerine bu sosu dökerek servis yapın.

Genel kategorisine gönderildi | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

GÜNÜN KRALI:HİNDİ DOLMASI

Hindi Dolması -Malzemeler 

KIZARTMASI
1 hindi (2000 gram)
8 bardak su
1/2 çorba kaşığı tuz

SALÇASI
80 gram sadeyağı ya da margarin (4 çorba kaşığı)
150 gram soğan (2 orta)
1 kahve fincanı tuzsuz domates salçası
2 bardak hindi suyu

İÇ PİLAVI
375 gram pirinç (1,5 bardak)
60 gram sadeyağı ya da margarin (3 çorba kaşığı)
2,5 bardak hindinin kızardığı yağ
1 çorba kaşığı çam fıstığı
2 çorba kaşığı siyah üzüm
1/2 çorba kaşığı şeker
Tuz ve karabiber

Hindi Dolması  Hazırlanışı 

Bir tencereye; tüyleri yolunmuş, içi temizlenmiş, tütsülenmiş, yıkanmış, tuzlanmış, ayakları arkasına geçirilmiş  1 hindi palazı, 6 silme çorba kaşığı sadeyağ ya da margarin, dörde bölünmüş 2 orta baş soğan, üstleri kazınmış, yine dörde bölünmüş 2 küçükçe havuç, 3 diş sarımsak ile 1 bardak da su konarak tencerenin kapağı kapatılır ve ateşe oturtulur. Su kaynar bir hal alınca, tencere kapağıyla olduğu gibi ateşten alınarak, kızgınca fırına sürülür ve bir süre sonra tencere diğer tarafa çevrilerek hindi yumuşakça bir hal alıncaya kadar böylece pişirilir.
Hindi yumuşak bir hal alınca; tencerenin kapağı açılarak sık sık bir kaşıkla tenceredeki yağlı sudan alınır ve hindinin üstüne dökülerek hindinin her tarafı nar gibi pembe bir renk alıncaya kadar fırında kızartılır.
(Hindinin ancak bir tarafı pembeleştikten sonra, diğer tarafı çevrilmek suretiyle kızartılmalıdır.)
Hindinin her tarafı kızarınca; tencereden alınarak, göğüs, kol ve but kısımları parçalara ayrılarak tabağa döşenir  ve soğumaya bırakılır. (Hindinin içinde piştiği salçalı suya da bir miktar daha hindi suyu katılarak, 2,25 bardağa yükseltilmeli ve iç pilav yapmak üzere bunu da bir tarafa ayırmak gerekir.)
Yanına, aşağıda tarifi verilen şekilde iç pilav hazırlanır, dinlendirilir ve tabağa alınarak, üzerinde hindi parçacıkları yerleştirilerek servis yapılır. 

İÇ PİLAVIN HAZIRLANMASI

İçinde, kızdırılmış 3 silme çorba kaşığı margarin ya da sadeyağ olan tavaya, üstünün zarı soyulmuş ve tavla zarı biçiminde küçük doğranmış bir çeyrek kuzu ciğeri ya da koyun böbreği, yahut hindi, tavuk ciğeri ve katısı ilave edilerek, ciğerler az pembeleşinceye kadar arada bir karıştırılmak suretiyle sote edilir ve ateşten alınarak pilava kullanılmak üzere bir tarafa bırakılır.
Sonra bir tencereye; 8 silme çorba kaşığı sadeyağ ya da margarin, 1 çorba kaşığı çam fıstığı ve küçük doğranmış 1 orta baş soğan konarak, soğanlar az pembemsi bir renk alıncaya kadar kavrulur. Sonra bunlara; ayıklanmış, üstüne 6 bardak sıcakça su ilave edilerek, soğuyuncaya kadar suda yatırılmış, suyu dökülmüş, duru suyu akıncaya kadar 3 endash 5 kez yıkanmış ve iyice süzülmüş 2 tepeleme bardak pirinç ilave edilerek kuvvetlice ateşte durmadan karıştırılmak suretiyle 10 dakika kadar kavrulur. Sonra da pirinçlere, sırasıyla birer kahve kaşığı karabiber, tarçın, bahar, 3 bardak su ya da et suyu, 2 çorba kaşığı sapları ayıklanmış siyah üzüm, 1 silme çorba kaşığı tuz, 1 tatlı kaşığı toz şeker, soyulmuş ve küçük doğranmış 1 domates ya da yarım kahve fincanı tuzsuz domates salçası ilave edilerek tencerenin kapağı kapatılır. Pirinç suyunu çekinceye kadar önce kuvvetlice, sonra da orta kuvvetteki ateşte olmak üzere pişirilir.

Genel kategorisine gönderildi | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın